Var Olan Annenin Yokluğu

0

“Hayır bunu siz istemediniz ve şansınız olsa seçmezdiniz. Yine de, bu mirasa sahip olduğunuz ve (eğer anne/babaysanız) bunu devam ettirmek istemediğiniz için, içinizde bir yerde o kötü annelik görmüş olan çocukla bağınız olduğu için ve işleri doğru yapmak istediğiniz için bu çalışmayı yapıyorsunuz”

Kitap sağ olsun zaten adıyla bir çarpıyor ve ardından ilk cümlesi geliyor; “anne basit bir konu değildir.” Sizi tam olarak neyin beklediğini bilmediğiniz bir kapak. Dramatik ve acıklı görünüyor.

Oysa hiç öyle değil. Aksine çok gerçekçi tespitler yapmanızı ve teşhisler koymanızı sağlıyor. Fazlasıyla doğru noktaya dokunuyor ve sarsıyor. Instagram’da kitaptan bahsetmemin ardından arkadaşlarımdan bazıları kapağı açmaya cesaret edemeyeceğini, bazıları da belli bölümlerde çok ağladığından bahsediyor. İtiraf etmeliyim; uzun bir terapi sürecinden geçiyor olmasam, ben de okuyamazdım ve okusam da şimdi vardığım noktaya varamazdım.

İyi Anne’nin verdiği mesajlar çok güzel sıralanmış. Bu nokta eğer ebeveynsek, kendimizi sorgulamak için de ideal.

 

Belli bir bölümden sonrası, bu tür durumlar sonrasındaki iyileşme için yapılabileceklere ayrılmış. Bu kısmı biraz daha hızlı geçtiğimi itiraf etmeliyim; oldukça faydalı ama bazı soru cevapların zorlayıcı olduğunu düşünüyorum. Mümkün oldukça uzman desteğiyle yapılmalı. O karanlık koridorlarda tek başına dolaşmaya gerçekten hiç gerek yok.

Bu noktada terapist de önemli. “Çözüm odaklı terapiler ya da bilişsel davranış terapilerinin bu tür erken çocukluk yaralarına fazla yararının olması kesinlikle beklenmez” diyor örneğin. Size uygun çalışmayı yapmak çok mühim bu tür durumlarda. Kitapta Gestalt Terapisine atıflar var, uzmanınız bu konuya hakimse, size sahiden şifa olacağına emin olabilirsiniz. Aynı şekilde uzunca bir bölüm terapistin sizinle kurduğu ilişkiden bahsediyor. Haliyle bir bağlanma derdiniz olacaktır ve uzun bir hikayeniz var. Kitap buna şöyle değiniyor; “terapist hastasına onunla içten bir şekilde ilgilendiğini göstermeli ama yine de ilişkinin net, profesyonel kalması ve hastanın ihtiyaçlarıyla kuşatılmaması için kesin sınırları korumalıdır.”

Kendimi ve bazı davranışlarımı tanımada kitap çok faydalı oldu. Örneğin bir şey isteyememek, yardıma çok ihtiyacım olduğunda dahi talep edememek. Kitap; “anne sürekli bir şekilde reddediyorsa ya da tepki vermiyorsa ya da duygusal olarak ulaşılmazsa çocuk vazgeçer, ilişkilerde ihtiyaç sahibi olmanın abes ya da tehlikeli olduğunu öğrenir ve sonuç olarak ihtiyaçlarını ve bağlanma davranışlarını sonlandırır” diyor. Ya da mesela; ikili ilişkilerde başklarının memnun olacağı gibi davranmak, çünkü “ben, ben olarak değerli değilim”sonucunu çocukken çıkarmış olmak ciddi bir yük. Kendime şefkat göstermek ya da kendime bakmak hakkında gerçekten hiçbir fikrim yoktu benim yakın zamana kadar. Kendi ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığımızın, annemizin bizim ihtiyaçlarımızı nasıl karşıladığıyla paralel olduğunu anlatıyor. Kendinize bir şey almaktan, şımartmaktan, zaman ayırmaktan, özen göstermekten imtina eder misiniz? Öncelik listenizde kendiniz neredesiniz mesela? Yahut birlikteliklerinizde her zaman “aşk” arıyor olmanız bağlanma tipinizle ilgili olabilir mi? Kendinizi “sevgi arsızı”olarak tanımlar mısınız hiç? Herhangi bir işte, görev kendiniz için çok yüksek standartlar oluşturur musunuz? Bu sorular benim kendime sorduklarımdan birkaçı.

“Bunun bir yolculuk, uzun bir yolculuk, olduğunu hatırlayın. Çocuklar bir gecede büyümez.”

Kitabın tamamını bölüm bölüm buraya aktarmak istiyor gibi göründüğümün farkındayım ama gerçekten ilaç gibi bölümlere sahip. Annenin öyküsünden bahsediyor, annenin olmadığı yerde baba da yoksa ne hissedeceğinize yer ayırıyor. Yazar Jasmin Lee Cori bir psikoterapist. Çeviriyi çok sevdim, sadece belki “hasta” yerine “danışan” kelimesini kullanabilirdi, orjinalde nasıl bilmiyorum. Beni rahatsız etmedi, ama bazı okurları edebiliyor.

En güzeli de; bu kitabı durarak düşünerek okuduğum süre boyunca iki taraflı okumuş olmak sanırım… Biri; olduğum çocuk ve diğeri de; olduğum anne. Yaklaşık 7 yıldır (bence) dünyanın en tatlı iki oğlan çocuğunun annesiyim. İlk zamanlar gördüğüm annelik dışında bir davranış biçimi geliştirememekten endişe ediyordum. Biraz da bu yüzden bu kadar çok okumam galiba… Ama bunun ancak kendi yaralarımı iyileştirmekle başladığını öğrendim. Söz konusu organik süt, kusursuz sofra, daima zamanında kesilen tırnaklar, mükemmel hijyen kuralları olduğunda elbette çok fazla eksiğim ve yetişemediğim şey var. Ama var’ım ve sevgi dışındaki her şeyin telafisinin mümkün olduğunun (ve aynı şekilde sevgisiz büyümenin olmadığının) farkındayım. Bu yüzden yaşadığım her şeye müteşekkirim; çünkü hepsinin toplamıyla olduğum insanım ve ben anneliğimden memnunum.

Kitap biterken en sevdiğim paragrafı sizinle paylaşmak isterim; “iyileşme süreci hiç bitmez, ama acı bitebilir ve annesiz gibi hissetme duygusu tamamen ortadan kalkabilir. İyileşmenin hiç bitmemesinin nedeni sürekli değişiyor olmamızdır. Bir kez geçmişe bağlı kalmaktan kurtulunca, kısacık bir zaman aralığı bile bakış açımızı değiştirir.”

 

***

Bu yazı ilk olarak BlogcuAnne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir