Sıradan Günler

0

Bir sahne geliyor gözümün önüne; evde mesela bir sürü çocuk, çığlık çığlığa, kavgalar, dağınıklık ve kaos… Elleriyle kulaklarını kapamış bir kadın, tüm bunların ortasında duruyor ve “bi’ susuuuun!” diye bağırıyor. Hissiyatım bu. Bir de Elif’in dediği gibi; bıkkınlık. Aynı şeyleri yazıp durmaktan sahici bir bıkkınlık…

Güzel bir bayram tatilinin ardından, daha güzel bir haftaya ilerliyordum. Çok özel bir gündü o gün, bir eşikten geçişimin yıldönünümü, hayatımızda bazı değişiklikler derken, keyiften sokaklarda ıslık çalarak yürüdüğüm sakin bir akşamdı. Ama işte bu ülkede hayat, o dinozorlu oyuncaklar gibi, hani tam kafasını kaldıracaktır çekiçle vurursun… Tam olarak bu.

Sonra başka fotoğraflar eklendi tabii hafızama: o spikerin sesi, ‘sıkıyönetim’ kelimesi ve babamın ben çocukken anlattıklarıyla zihnimdeki çağrışımlar, okuduklarım, endişeler, bir türlü ne olduğunu anlayamamak, gecenin bir yarısı hangi akla hizmet olduğunu hala anlayamadığım bir şekilde oje sürüşüm… “Köy yanar, deli taranır” dediğimiz durum galiba. Sonradan başkalarını dinlediğimde, garip tepkiler verenin sadece ben olmadığımı fark ediyorum. Yaşadığımız çaresizlik duygusunu hazmedemiyorum. Bütün sevdiklerimi bir mağaraya toplayıp orada yaşayalım istiyorum.

kahve ve kurabiyelerAklım ermiyor. Kafa kesen oldu mu olmadı mı, teyitli bilgi nedir, değildir, aklım net ermiyor. Buraları çalışmamışım, bana sanat tarihinden falan sorun, buralara aklım ermiyor ve bence ermesi de gerekmiyor. Ülkemde darbe olursa bununtiyatro kurgu olup olmadığın anlamanın yolu ne olabilir üzerine hiç düşünmemişim. Ben her iki ihtimale de üzülecek kadar naif kalmayı seçmişim. Siyaset uzmanı değilim, ahkam kesmeyi lüzumsuz bulduğum kadar hepsini anlamaya çalışmayı da yorucu buluyorum. Benim için imkansız. Üstelik daha ne olduğunu bile anlamadan analiz yapmak zaten konuya hakim insanlar için bile mümkün olmasa gerek.

Anlayamadığım çok fazla insan davranışı da var. “İki ağaç için çıktın, tanklarda neredeydin?”i anlamıyorum ve mesela ben hepsinde evdeydim, yani? Yoklama almayın, rica ediyorum. İnsanların öfkelerinin birbirine akmasını anlayamıyorum. Linci eleştirirken, öylesine bir paylaşım yapan anneye yapılan yorumların da lince dahil olduğunu görememeyi anlayamıyorum. Tüm bu karmaşada kaybettiğim bir yakınıma rahat ağlayabilmek istiyorum, dahası ölülerimize hep birlikte ağlayamamayı da anlayamıyorum. Herkesin ihtiyacı olanın anlayış ve şefkat olduğunu göremeyişimizi anlamıyorum. Bütün bu karmaşada, kadınların meydanlara dökülmemesi konusundaki fetvaya evet inanamıyorum. Kadın damarıma basıyor, üzgünüm. Toma karşısındaki kadın fotoğrafını anımsatıyor bu haber bana mesela. Sokaklara dökülelim ama hepimiz değil.

Ben sıradan biriyim. Sıradan günleri özlüyorum. Hakkım olan huzura ve güvene sonsuz ihtiyaç duyuyorum. Kendimi bu bahsi geçen kesimlerden hiçbirine ait hissetmiyorum müsaadenizle, aidiyet duygum bambaşka sularda akıyor benim… Tarafınızdan kategorize edilmek değil de, sonsuz olmak istiyorum.

çadır oyunlarıYüksek ses duymak istemiyorum. Çocuklarıma, gece çıkan fırtınayla bazı ağaçların devrildiğini ve bu yüzden dışarı çıkamadığımızı anlatmak istemiyorum. Onlara bakarken içimin kıyılmasından bıkıp usandım. İş için mail yazarken “öncelikle hepimize geçmiş olsun” diye başlamaktan bunaldım.

Ve hala iyiliğe inanıyorum. Dünyayı iyilik ve güzelliğin kurtaracağına eminim. Renkli battaniyemi örmeye devam ediyorsam bu yüzden. Twitter’daki komplo teorileri okumak yerine, çevirmekte olduğum kitabım için yeni kelimeler icat etmeye kafa yormayı seçiyorsam bu yüzden. Öğrencilerime, arkadaşlarıma güç ve umut vermeye gayret ediyorsam bu yüzden…

Yapmayı en iyi bildiğim şeyleri yapmaya devam ediyorum. Başımıza daha kötülerinin geleceğine inanmak yerine, hayatın belirsizliğinin mucizesine kendimi bırakmayı tercih ediyorum. Hayatımın en güzel yazını endişeden kalbim ağrıyarak geçirmeyi reddediyorum. Bize biçilen deli gömleği yerine, rengarenk elbisemi giyip sahile inmeyi seçiyorum. Ve sonsuz Twitter evreninden, çok sevdiğim birinden kendime en yakın bulduğum cümleleriseçiyorum.

Bazen kararır şu hayatın

Sanırsın hep böyle kalıcak

Oysa ki “mış “gibidir olan biten

Herşey hep güzel olacak

 

Bu yazı ilk olarak blogcuanne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir

Hamileyim, Yetersiz Değilim

Hamileyim, Yetersiz Değilim!

Hamile olduğumu söylediğimden beri, insanlar bana oturup dinlenmemi söylüyor ve günlük işleri yapmak konusunda kendimi kötü hissetmeme sebep oluyorlar. Anlıyorum, hamile bir kadın görünce, onu ...