Şımarık Çocuk- Bir Şehir Efsanesi

0

Alfie Kohn gerçekten büyük üstatlardan biri oldu benim ebeveynliğe dair okuduğum her şeyde. Bu da son kitabı. Beni ilk kitabı Koşulsuz Ebeveynlik‘le tanıştıran Elif oldu, teşekkür ederim.Ödüllerle Cezalandırılmak (bu kitapta da ona yine atıflar var) Türkçe’ye çevrilen ikinci kitabı, ona da yer vermiştik. Ve nihayet Şımarık Çocuk da kitaplığımda yerini aldı.

 

“Şımartma!” anne olduktan sonra duyduğum ilk uyarılardan oldu, bir de “kucağa alışır” var tabii. İkincisinin saçmalık olduğunu öğrenmem çok sürmedi ama “şımarma” konusu bende biraz karışık. Kitap şöyle başlıyor; “psikolojik açıdan sağlıklı ve güçlü çocuklar yetiştirmek istiyorsak, ilk önce onları şımartmaktan duyduğumuz korkuları sorgulamamız gerekir.” 

Kitap yine bir Alfie Kohn kitabı, üslubu aynı. Birçok araştırmaya yer veriyor ve başka okumalara atıfta bulunuyor. Bu güzel, çünkü havada kalacak öneriler yerine, somut bilgilerle yolunuzu çizebiliyorsunuz. Mesela; “çocukların istek ve taleplerine gittikçe daha da önem verilen, çocuk merkezli bir toplumda yaşıyoruz” çok sık duyduğumuz bir yorumken, yoksul çocuk oranının yüksek olması başta olmak üzere bir sürü veri bu fikre ters düşüyor-muş. 

Müsamahakar olmak hep benim de eleştirildiğim ve çocuklarımın şımarık olacağının söylendiği bir durum oldu. Kitap bu noktada içimi epey rahatlattı diyebilirim. Tam tersi narsist çocuklar soğuk ve ilgisiz bir aile ortamında yetişiyormuş. Müsamahakar olmak insanların sandığının aksine hiçbir şeye karışmayan, müdahale etmeyen bir ebeveynlik değil, Alfie Kohn bunu savunmadığını çok net bir şekilde açıklıyor. “Ne istiyorsan yap” ile “ben senin yerine halledeyim” arasında ince ve dengeli bir yol var, bunu gösteriyor. Mesela bir önceki nesle şu paragrafı okumak isterdim; “Gençlikte aşırı harcama yaptığınız zaman yaşlılığınızda pişman olabileceğiniz doğrudur. Ama yaşlılık birikimi yapabilmek için kendinizi (hatta çocuklarınızı) ne ölçüde yoksun bırakmanız gereklidir?”  

 

Bir de en sevdiğim bölüm; “Asiler Yetiştirmek” oldu! Bu blogda bazen içeriği seçimler, eğitim, toplumsal cinsiyet gibi konular olan yazılarda “biz annelik okumak istiyoruz, siyaset değil” gibi yorumlar oluyor. İşte tam da bunlara cevaben bir bölüm geliyor:

“Denir ki, kişisel olan aynı zamanda da siyasidir. Ebeveynliğin son derece kişisel olduğuna kuşku yok. Geleneksel çocuk yetiştirme yöntemlerine karşı çıkmak ve ya çocuklarımızı doğru bildiklerini savunacak biçimde büyütmek siyaseti ebeveynliğin içine katmak değildir. Siyaset zaten her daim ebeveynliğin içindedir.”

Aceleci genellemelere, yaftalara teslim olmuyoruz! Kaygılı ebeveynliğimizi bir kenara bırakmayı deniyoruz. Bunlar ancak alışık olduklarımızın dışında kitaplar okuyarak, konuşarak, düşünerek oluyor. Bazı paragraflarda durup orjinaline baktığım oldu, aslı epeyce zor bir metin ama Türkçe çevirisi çok daha kolay okunuyor. Sahiden bu da öyle bir çırpıda akıp giden kitaplardan değil. Durup düşünerek “ne demek istedi” diyerek okunuyor… Geride bir sürü fikir ve düşünce bırakıyor, dönüp tekrar bakmak istiyorsunuz. Çocuklarımızı içimizden geldiği şekilde büyütmemizi anlamayanlara, diğerleriyle birlikte bu Alfie Kohn kitabını referans gösterebiliriz. Birbirine benzeyen yüzlerce ebeveynlik kitabı arasında yolumuzu aydınlatıyor çünkü.

Ve eklemem gerekiyor; kitap sadece bir “ebeveyn kitabı” değil. Mutlaka eğitimciler de okumalı. Aynı his “Ödüllerle Cezalandırılmak” kitabında da olmuştu ve tanıdığım öğretmenlere hediye etmiştim, yine aklımda benzer şeyler var.

Bu yazı ilk olarak BlogcuAnne.com’da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir

Aşırı ekran tüketimi hakkında ne yapmalı?

Geçen hafta HT Hayat‘ın düzenlediği Ekran Nesli (Screenagers) filminden çok kısaca bahsetmiştim. Filmi izlemeye gitmeden hemen önce NY Times’daki şu yazıyı okumuştum. Bu haftaki ‘Pazar çevirisinde’ ...