Peki

0

Bazı kadınlar “peki”ye bin türlü kapris ve ima sığdırabilirler; onlardan biri olmak çok isterdim. Olamadım. Ben kelimeleri genellikle birincil anlamıyla kullanırım, özellikle ilişkilerde; “peki” gerçekten onaydır, “sen bilirsin,” gerçekten karşı tarafın tercihine bırakmaktır ve tabii “seni görmek istemiyorum” gerçekten o anlamda kullanılır, “ben böyle söyleyeyim, ama sen yine de görüşmek için ısrar et, biz de bu oyunu sürdürelim” demek değildir. O yüzden karşımdakinin sözlerinde de alt anlam aramam. Bu bence kolay ve yorucu olmayan, alışık olduğum yöntem.

Buraya kadar tamam. Bunlar zaten çok hafif, gündelik konular. Ama söz konusu hiddet ve dahası şiddet anları olduğunda ne yapalım? Neyse ki, bir büyüğümüz bunu da açıklamış. Hepimiz rahatladık. Kocamız hiddetlendiğinde; “peki demesini bilecek”mişiz. Mutlu evliliğin sırrı buymuş. Evet “kol kırılır yen içinde kalır” dediğimiz. Bin yıllık geleneğimiz, bir tanemiz. Nasıl da düşünemedik?

Bir kere bu hikayedeki “koca” dediğimiz varlık (elbette genellemiyorum, buraya dahil olmayan herkesi tenzih ederim) belli ki, herhangi bir şeye hiddetlenme hakkı olan, öfkesini karşısındakinden çıkarma lüksü olan ayrıcalıklı bir tür. Güzel. Böyle bir durumda hep idare edilmesi gereken, dürtü kontrolünden yoksun ilkel bir varlık. Anladım.

Şimdi muhatabımızı tanıdık, tamam. Sınırı nerede çizeceğiz, onu da bilmek istiyorum. Mesela nispeten fazlaca hiddetlenip kafama tabak attığında ne yapmalıyım? Tabağı geri atabilir miyim? Henüz bana atmadığı için şükretmeli miyim? Sonuçta belli ki, her dediğine “peki” dediğim bir süreç yaşadık, ben kim oluyorum ki tabağa karşı koyuyorum? Hiddetlenmek nihayetinde kişiye göre değişen bir hal. Arttırıyorum; üstüme yürüdüğünde ne yapmamı önerirler? Peki deyip beklemeli miyim, kendimi bir odaya kapatabilir miyim, yoksa “bir dakika, orada dur” mu demeliyim? O güne kadar gıkım çıkmamışsa, bu “dur” sözünün geçerliliği olur mu? Küfür edebilir mi? Neyime kadar sövebilir mesela, bizzat bana küfrettiği sürece “peki,” ailem söz konusu olursa mı “hayır” diyeyim? Sevişmek? Rızam dışında bana yaklaştığında, “peki” demek zorunda mıyım? Yoksa dürüstçe bir “hayır” cevap olarak kabul ediliyor mu?

Ya da “peki” deyip içten yanmalı bir şekilde, düdüklü tencere gibi basınçla dolarken; hangi noktada patlarım öngörebilecek var mı? Bazen korku o kadar ağır basıyor ki, “aman tatsızlık çıkmasın Ali Rıza Bey” refleksiyle insan o güvenli alanda kalabilmek için “peki” diyor. Ya sonra? Yavaş yavaş deliriyorsun, kimse fark etmiyor. Kocasını bilmem kaç yerinden bıçaklayan ama arkadaşlarının gözünde gayet normal görünen insanlar işte böyle ağır ağır kontrolü kaybedebiliyor.

Çok karışık görünüyor, evet. Öyle görünsün istiyorlar… Oysa hiç o kadar karışık değil. Karşınızdaki “koca” patronuna da, size hiddetlenebildiği gibi hiddetlenebiliyor mu? Sizinle konuştuğu üslupla onunla da konuşabiliyor mu? Tamam, bu kadar basit işte; sizinle de konuşamaz.

Şiddetin tehdidi yetiyor bir insanı sindirmek için. O tabak bu kez duvara çarptı, amacı sizi korkutmaktı, korktuğunuzu anladıysa, size de isabet edeceği günler yakın. O yüzden, o ilk tehditte “hayır” diyeceğiz, “yapamazsın.” Üç yaşında öğrenmesi gereken bir şey, öğrenememiş, hepsi bu. Size insan gibi davranmayı, öfkesini çıkardığı bir kum torbasını olmadığınızı bilmiyor mu? Öğ-re-ne-cek.

O, bildiği şekli sürdürecek. Çünkü siz iradenizle karşısında duruyorsunuz ya, bunu daha önce hiç görmemiş. Haliyle, o ilk “peki”ye kadar, inatla sizi sevişirken yapmak istemediğiniz o şeyi yapmaya zorlayacak, olur da bu kez “peki” dersiniz? Ve tabii ona “peki” dedikçe, mutlu evliliğinizin dişi kuşu oluverirsiniz, yok artık!

Aksine, tam da bir “errrkekle” konuşur gibi konuşacak mesela, ona yerli yersiz hiddetlenebiliyor mu? Tamam, demek ki dürtü kontrolü mümkün, size de hiddetlenemez. Evlenirken “hastalıkta ve sağlıkta deli idaresi yapacağıma” diye söz vereniniz var mı? Yok. Bunlar hep hadsizlik ve bu had hudut bilmeden büyütülen erkek çocuklarına, ya hadlerini bildireceksiniz, ya oradan gideceksiniz.

İlk tokada kadar, ilk dayağa kadar uzun bir yol var, o ilk işaretlerde asla “peki” değil kocaman bir “hayır” diyeceksiniz. O yaratığın hiddetine maruz bırakamadığı, dövemediği, dişini geçiremediği ilk kadın olacaksınız. İşte o kadar.

***

Bu yazı ilk olarak BlogcuAnne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir