Kumkurdu

0

“Birinin dost mu düşman mı olduğu nasıl anlaşılır?” diye sordu Zackarina.

“Şey, yemek gibi,” dedi Kumkurdu. “Tadına bakmak gerekir.

“Olmaz ki,” dedi Zackarina. “İnsanların tadına bakılmaz ki.”

“Öyle ama gözlerinin içine bakabilirsin,” dedi Kumkurdu. “O zaman her şey anlaşılır.”

Çocuklar doğduğundan beri, onlara kitaplar biriktiriyorum. Bazıları tam olarak yaşlarına göre, bazıları hiç değil. Gelecekte okumaları için, bazen içlerine notlar yazıyorum. Bir noktada fark ettim ki; ben aslında böyle yaparak kendi çocukluğumu yeniden yazıyorum.

Kumkurdu çocuklar için edinmeyi çok istediğim kitaplardan biriydi ve vaktiyle sahaflarda bulabildiğim için kendimi şanslı sayıyordum. Derken nihayet yeniden basıldı ve tadı damağımızdayken “Daha Fazla Kumkurdu” ve hatta “Daha da Fazla Kumkurdu”yla seriyi tamamladık. Ve nihayet Kumkurdu sevgimi gördüğüm herkese anlatabilirim, çünkü artık bulmak mümkün.

“Evet ama,” dedi Kumkurdu, “tam tersi değil miydi? Ben seni bulmamış mıydım?”

“Evet ama,” dedi Kumkurdu, “tam tersi değil miydi? Ben seni bulmamış mıydım?”

Hayali arkadaşı olan bir kız çocuğu olarak Zackarina’yı anlamam çok kolay olmuştu. Ebeveynleri hep meşguldü ve deniz kıyısında yaşıyorlardı. Onun hayali arkadaşı Kumkurdu’nu sevmem de arkasından geldi, çünkü tam da duymaya ihtiyacım olanları söylüyordu. Ona göre Zackarina’nın bacağında çürükler bile “tehlikeli bir şeyler yaptıktan sonra alınan madalyaydı.” Üstelik söz konusu Kumkurdu’ysa bu iyimserlik değil, gerçeğin ta kendisiydi.

“Hiç de değil,” dedi Zackarina. “Seni kumların altında bulan bendim. Herhalde hatırlıyorsundur bunu.”
Mesela bence de Kumkurdu gerçek. yetişkin bir kadın aklımla anlayamadığım ölümü bana anlatan bir bilge. Sonsuz inci kolyeleri, yıldızları ve evreni incelikle açıklayan, güneş ve ay ışığıyla beslenen bir arkadaş.

Kitabı okurken onların yanında olmak istiyorsunuz, kumsaldaki taşları düzenlemek, yetişkinlerden uzak bir yerde saatlerce hiç bir şey yapmadan durma isteği içinizi dolduruyor. Yetişkinseniz çocuğunuzu daha iyi hisseder oluyorsunuz, uyumsuz yetişkinlerdenseniz yalnızlık duygunuz biraz teselli oluyor.

Kumkurdu başını salladı. “Şimdi anlıyorum,” dedi. “Mor leke tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya, öyle değil mi?”

Kumkurdu başını salladı. “Şimdi anlıyorum,” dedi. “Mor leke tehlikeli bir şey yaptıktan sonra alınan bir çeşit madalya, öyle değil mi?”

Kitap akıp gidiyor ve bittiğinde, sahiden “daha fazla”sına ihtiyacınız oluyor. Neyse ki; serinin üç kitabı var. İkinci kitapta aşk var, kitaplar var… Sanki bana yazılmış dediğim bölümler var. Üçüncü kitapsa eğlenceli ve maceralı. Renkler var, hayvanlar var, atom parçacıkları bile var. En güzeli de; sonlar yok, mutlu bitişler ve hayaller var. Çocuklara her şeyin anlatılabileceğini savunan yazar Asa Lind bunu içtenlikle beceriyor.

Bence henüz okumadıysanız öncelikle kendi çocukluğuna hediye edin. Kalbinize iyi gelecek. Sonra zaten çocuğunuzla beraber okumak isteyeceksiniz. Fakat bunun için altı yaşı beklemeniz gerekecek.

Enfes çeviriye ve yeniden basan Pegasus yayınlarına kalpten bir teşekkür.

“Karanlık ve bu akşam ne hoş,” dedi Zackarina.

“Karanlık sen nasıl istersen öyle olur,” dedi Kumkurdu. Yeni doğan ay gibi hafifçe ışıdı.

“Ne demek istiyorsun?” dedi Zackarina.

“Demek istediğim, eğer karanlıktan korkarsan,” dedi Kumkurdu, “o zaman tehlikeli olur. Ama karanlığı sevme cesaretini gösterirsen, o da seni sever”

O zaman Zackarina karanlığın kendisinden çok hoşlandığını hissetti. Zackarina’yı içine almış, kadife bir pelerin gibi üzerine örtülmüştü. Kalkıp eve gitti ve hayaletleri yalnızca çok ama çok azcık düşündü.

Bu yazı ilk olarak BlogcuAnne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir

Bebe’yi Çevirirken…

Nihayet çıkıyor, dağıtıma çıkmadan da benim iki okuyucuma gidiyor… “Yorgun Anne” yazısına yer vererek yola çıkmama vesile olan dostum Elif’e, Hayalimdeki kitabı tercüme etmeme sebep ...