Işığın Yolu

0
Işığın Yolu

Bu kitap bir süredir merak ettiğim, okumaya fırsat bulamadığım bir kitaptı. Perşembe günü HTHayat’ın “Bağlanma Hikayelerimiz” seminerine giderken ancak yarısına gelmiştim. Sonrası daha eve dönüş yolunda akıp gitti.

O günden özellikle bahsetmek isterim, çünkü hepimizin tadı damağında kalan bir gündü. Nilüfer Hanım içtenliğiyle bizi sarıp sarmaladı. Öyle tatlı bir hava yarattı ki, hem anlattıklarıyla hem dinleyişiyle, bizler de birbirimize iyi geldik, bazı örneklerde göz göze gelip anladığımızı hissettirdik ve bütün bu ilişkinin kendisi şifa oldu hepimize… Mutlu ve sıcacık bir kalple döndük evlere. Ve bu ayrı bir yazı konusu.

Kitabı ben yine klasik bir ebeveyn kitabı olduğu önyargısıyla almıştım. Değilmiş, ne mutlu! Nefis bir roman… Çok da alışık olmadığım türden. Hiç yormadan okunuyor. Daha ilk sayfalarda Ayşenur size çok tanıdık gelecek. Annelik hali, uyku eğitimi, denemesi, kontrolcü hali, yanılmaları ve iç sorgulamaları… Ardından tam da onun annesinin öyküsünü merak ederken, onu da okumak çok iyi oluyor. Kitap katman katman açılıyor. O karakterlerle akarken çok yerde; “Hah aynı ben,” diyeceğiniz çok fazla harika betimleme var. Murakebeden de söz ediyor kitap, mindfulness’tan da… Naropa’ya da gidiyorsun, Konya’ya da. Bazı cümleler çok dokunuyor… Ve sonra Michael…  Bence herkese bir Michael! Onun öyküsü de iyi ki incelikle anlatılmış, çünkü insan onu da ayrıca merak ediyor. İlişkilerinin dinamiği, beklenmedik gelişmeler… Hatta Daniela… Bıraksanız tüm kitabı anlatırım. Ben en çok beklenmedik şekilde ilerlemesini, ne bileyim kahramanın tam da silah çekip vuracağını sandığınız bir anda, çiçek uzatması benzeri gelişmeleri sevdim.

Işığın Yolu

“Aşk, tehlikeye birlikte girmeye baş koymuş yolculara ihtiyaç duyar. Aşık kişi diğer aşığı arar yollarda. Bazen biri daha cesurdur, önemli değil. Niyettir önemli olan; bu yolculuğu beraber yapma niyeti…”

Bir de eklemeliyim; tüm bu ilişkilere, insan hallerine ve dünyalarına bakarken, fondaki uzman bilgileri, aldığım notlar, yapacağım ek okumalar şahane oldu. Nilüfer Devecigil sahiden bu kitapta beni, yakından tanıdığım, yaralarını bildiğim bir sürü kadın arkadaşımı, bizleri, eski sevgilileri, kocalarımızı, ebeveynlerimizi, aile büyüklerini, hepsini anlatmış. Anlatabilmiş.

Ve yine seminerde de bana en şifalı gelen ve kitap bittiğinde de kalbimde kalan duygu; “İlişkilerimizde iyileşiriz…” Bu direkt olarak bir koca/anne/baba/arkadaş olmak zorunda değil, (kitaptaki kayınvalide Stacey dünya tatlısı örneğin) bunların hiçbiri olmayabilir ya da herhangi biri olabilir. Bu sonsuzluk ve “iyileşmenin varılacak bir nokta olmayışı, hayatla akıp gidiyor olduğu” idrakı bana çok iyi geldi. Kitap, seminer, bireysel yolculuklarımızhiçbiri mutlu sonla bitmiyor. Çünkü zaten olan da bu; bitmiyor. Hayat, her haliyle, her an devam ediyor. Ve iyileşme de…

***

Bu yazı ilk olarak BlogcuAnne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir

Çalışmamak “Lüks” Değil

Parkta oturuyorum, çocuklarımın okula gittiğini fark eden birkaç anne “ooo ne güzel okuldalar bütün gün” diyor. İçimi çekiyorum sakince ama o iç çekme süresinde yaşlanıyorum. ...