Ebeveynler, Her Yaptığınızın Yanlış Olduğunu Düşünmeyin!

0

En son ne zaman bir yetişkinin, zamane çocuklarının her şeyi kolayca elde ettiği konusundaki huysuz yakınmasına şahit oldunuz?

Bu yılın ”Ulusal Çocuk Sağlığı Anketi”ne göre, –ebeveyn olan ve olmayan- birçok yetişkin, günümüz çocuklarının kendi çocukluklarına kıyasla daha fazla strese maruz kaldığını ve daha kötü bir ruh sağlığına sahip olduklarını düşünüyor.

Bu, geleneksel bilgilerin yön değiştirdiği anlamına geliyor. Yetişkinler geçmişin tehlikelerinden ve zorluklarından bahsederken, günümüz çocuklarının işlerinin kolay olduğu sonucuna varıyordu. Bu görüş değişti.

Tüm huysuzlar susmuş da sayılmaz. Herkes biliyor ki, ayrıcalıklı çocuklar pamuklara sarmalanıp büyürken, gerçek dünyanın iniş çıkışlarından ve oyun alanından korunuyor. Herkes zafere ulaşıyor. Çocukların sosyal davranışlarını gözlemliyoruz ve biri sert bir şey söylediğinde bunu zorbalık olarak değerlendirip müdahale ediyoruz. Ebeveynler ya helikopterlik yapıyor ve her dakika başlarında duruyor ya da daha kötüsü bir kar temizleme aracı gibi çocukların karşısına çıkan her engeli kaldırıyor. Çocuklar fazla korunaklı, şımarık ve tembeller.

Ayrıca herkesin de bildiği gibi bu günümüz çocuklarının programları çok dolu, stres altındalar ve ebeveynlerinin aşırı rekabetçi beklentileri altında eziliyorlar ve daha şimdiden saygın bir üniversitede başarılı olmaları bekleniyor. Çok azı bu çok önemli ödüle kavuşuyor çünkü ihtimaller oldukça az. Ebeveynler kaplan hırsına sahip ve mükemmeliyetçiler; ve çocuklar ise stres altında, kapasitelerini zorluyorlar ve beklentileri karşılamadıklarının çaresizce farkındalar.

Evet, çocuklarımız olması gerektiği gibi değil. Çünkü tehlikeli düzeyde korumacıyız ya da fazla beklentiye sahibiz. Sonuç olarak yaptığımız her şey yanlış.

Her iki ucu da bu kadar kirli bir değnek olabilir mi bu? Bu işte sahiden bu kadar kötü olabilir miyiz?

handsArtık bu “her yaptığınız yanlış” denen ebeveynlik eleştirisine son vermenin zamanı geldi. Çocuğunuzun o zor ödevine yardım mı ettiniz? Helikopter ebeveyn oluyorsunuz! Lise dönem puanının önemine mi değindiniz? Fazla beklentili bir stres makinesi oluyorsunuz! (Oysa ebeveynler 70’lerde bile bu iki davranışı uygulamakla bilinirdi)

Ayrıca anne babalar da çocuklarının bu kadar stresli olma algısından ötürü strese kapılıyor. Günümüzde korumacı olmaya çalışırken bunu da fazla kaçırmamak gerçek bir denge işi. Bu ebeveynler için olduğu kadar, toplum için de zor bir denge.

Dr. Kenneth Ginsburg (Çocuk Hastanesinde ergen tıbbında uzmanlaşmış bir çocuk doktoru) “çok öven ebeveyn” diye adlandırdığı ebeveynliğe maruz kalan çocukların bu beklentileri karşılamadıkları için stres ve endişe oranının fazla olduğunu belirtiyor. Ona göre; çocuklarımızı sürekli akıllı olmalarıyla övmemiz, onların etiketi kaybetmemek için endişeyle daha basit görevlere yönelmeleri sonucunu doğuruyor.

Fakat aileler çocuklarının daha fazla çalışma konusunda istekli ve yaratıcı olmalarına yardımcı da olabilirler. En doğru sonucu hangi ebeveynlik tarzının yarattığı konusunda devasa araştırmalar var. Dr. Ginsburg’un kitabında “deniz feneri ebeveynlik”ten bahsediliyor.

Kayalara bakmalı, çocukların onlara çarpmadığından emin olmalısınız. Ve dalgalara karşı yüzmeye hazırlamalısınız. Bu tür ebeveynlik, sözünü dinleten bir tarza sahip. Hem izin veriyor, hem de otoriterlik dengesini koruyor.

Dr Ginsburg’a göre, dengeli ebeveynlik der ki;

“Seni çok seviyorum. Ama ben senin annen/babanım. Arkadaşın değilim. Bu yüzden sana büyümen için bir sürü fırsat veriyorum. Fakat köklerinin olduğunu hissedeceğin bir bağa sahibiz. Hata yapman için bir sürü fırsatın olacak. Ama güvenliğin ya da ahlakın söz konusu olduğunda, benim dediğimi yapacağız, çünkü senin için en iyisini biliyorum.”

Umarım benim de dengeyi tutturduğum deniz feneri günlerim olur. Bazen kaplanlaştığım ya da helikopterlik ettiğim oluyor. Aynı şekilde çok rahat olduğum ya da tüm engelleri hızla kaldırdığım günlerim de… Doğru olduğu birkaç an dışında, çocuklarım büyürken yaptığım her şey yanlış.

Ebeveynler olarak, sürekli ardarda kararlar almak zorundayız. Geride mi duralım? Mücadele etmesini mi bekleyim, karışıp yardım mı edelim? Sebat etmeye mi teşvik edelim, çekilmeye mi? Ve bu denge her bir çocuk özelinde değişmekle kalmıyor, her ay ve haftanın her gününe göre bile değişiyor.

Ve bazı çılgın insanlar dışında (evet böyle birileri de olmalı, yoksa kim okul aile birliğinde çalışırdı?) ebeveynlerin çoğu en iyisini yapmakla uğraşıp, bazen doğruyu tutturmak, bazen hata yapmak arasında gidip geliyoruz. Hiçbir zaman emin olamıyoruz, özellikle de çocuklarımız büyüdükçe tam olarak hangi gündeyiz karar veremiyoruz. Bugün doğru gün mü, yoksa yanlış gün mü?

En büyük çocuğum doğduğunda ve eşim vermesi gereken kararlar ve sorumluluğun ağırlığı altında ezilerek savrulmuş hissettiğinde, kendi babam ona endişelenmeyi bırakmasını söylemişti. Tek bir davranışın, konuşmanın ya da hareketin bu kadar önemli olmadığını anlatmıştı.

Çocuğumuz kim olduğumuzu, yaptığımız her şeyle, nasıl yaşadığımızla, ses tonumuzla, değerlerimizle, kendimize has tuhaflıklarımızla anlayacak. Sadece onlara söylediklerimizle değil de, hayatımızı nasıl yaşadığımızla. Nihayetinde onlar bizi, bizim kendimizi tanıdığımızdan daha iyi tanıyacak.

Bu, rahatlatıcı bir fikir. Ebeveynlik her zaman bilinçli tercihlerden ibaret değil. Kim olduğumuz ve nasıl yaşadığımız kaçınılmaz bir şekilde aile ortamımızı oluşturacak ve çocuğumuzu şekillendirecek.

***

Bu yazı ilk olarak blogcuanne.com‘da yayınlanmıştır.

Yazının orijinalini buradan okuyabilirsiniz.

Ebeveynler

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir

Bayram Gibi Bayram

Hayatımın en gerçek, en güzel bayramını geçirdim, ailemle. Bir gün bu cümleyi kuracağımı hiç düşünmezdim, şimdi her şeyin hayal edebildiğimden de güzel oluşunu kaydetmek üzere ...