Canım Kitap Fuarı

0

Şehrin en ücra yerlerinden birinde ikamet etmenin nadir avantajlarından biri Kitap Fuarına yakın yaşamak. Yoksa o yolu göze alabilir miydim çok emin değilim. Fuara çocuklarla ikinci gelişimiz. Geçen sene ufak bir tur atmış, Mavibulut’ta şımarmış ve yıllık alışverişimizi yapıp çıkmıştık.

Bu sene daha güzeldi. Birer yaş büyümüş olmaları, artık kendi kitap zevklerinin oluşu, günler öncesinden hazırlanmamız da bunda etkili oldu. Herkes “büyüdükçe derdi artıyor” dese de; aksine büyüdükçe arkadaşlıklarından, sohbetlerinden çok hoşlandığım iki insanla vakit geçirmek beni çok mutlu ediyor.

İki çocukla fuar. Üstelik Pazar günü! Öncelikle Pazar günü gitmek için en ideal saatin 10.00 ve 12.00 arası olduğunu sağlam kaynaklardan öğrendim. Gerçekten de biz çıkarken adeta kavimler göçü başlamıştı. Ayrıca tek başıma olmadığımı itiraf etmeliyim, bir fuar arkadaşımız da vardı ve böylece çocukları her koşulda bir yetişkinin elini tutuyor olmaları konusunda uyararak fuara dağıldık.

Ben gidiş saatimizi Çınazor’un yazarı Gönül Simpson ve Leyla Fonten’in yazarı Tülin Kozikoğlu’yla tanışabileceğimiz şekilde ayarlamıştım. Bu harika oldu. Çınazor müthiş bir kahraman, onunla tanışmaya bayıldılar. Gönül hanım da, İlkay hanım da çocuklarla zaman ayırıp ince ince sohbet ettiler. Benim ekip onlara kendi çizimlerinden hediye getirmişlerdi ve yazdıkları kitabı paylaştılar. Çok güzel anılar biriktirdik.

Ve sonra Leyla Fonten. İmza saatini beklemek, serinin en sevdikleri kahramanlarını seçip getirmek çok hoş deneyimlerdi. Sedat Girgin tek tek kitaplara çizim yaptı. Bu da ayrıca ilham vericiydi çünkü o günden sonra o çizimleri, kalemleri, nasıl yapıldığını sordular ve kendileri de denediler. Tek sorun “Leyla Fonten”in saçlarının neden kitaptaki gibi olmadığını 5439 defa sormalarıydı.

Elbette Mavibulut. Dünyanın en yumuşak kalpli insanlardan Fatih Erdoğan. Çocukların fuar favorisi Keçi ve Ben oldu. Biraz da doğumuna şahit olduklarından olabilir. Yazın Fatih Abi’nin atölyesinde hep birlikte bir gün geçirmiştik. Çocuklar o günden beri kendi kitaplarını yazmaya, onları hareketlendirmeye heves ediyor.

Çocuklarla geçirdiğimiz gün iyi bir planlama, alacaklarımızı önceden belirleme ve pek de dışına çıkmamayla başarılı geçti. Hatta ben arada Meriç Mekik’e en sevdiğim kitabını imzalattım, kucaklaştım. Fakat macera elbette burada bitmedi ve tekrar tek başıma gittiğim ve Elif’lerle buluştuğum günle devam etti.

Bir kere sevgili arkadaşlarım Derin ve Deniz’e beni Sakar Cadı Vini’yle tanıştırdıkları için müteşekkirim. Harika bir seriymiş bilmiyordum. Onların fuar boyunca her durdukları an aldıklarını okumaları, bana da tavsiyelerde bulunmaları ve sohbetleri çok tatlıydı.

İndirim pek fazla yok, hatta fuardan sonraki sanal kitap fuarları daha ekonomik bile olabiliyor. Fakat Pegasus yayınları Kumkurdu’nun yarı fiyatına indirmiş mesela, Ntv Yayınlarında acayip indirimler var, kaçırmamak lazım. Aynı şekilde Çıtır Çıtır Felsefe Dizisi’nin de fuar fiyatı epey indirimli. Ayrıca ben Rita ve Adsız serisini, Alfa Yayınlarının Binbir Gece Masalları setini muhakkak almak istiyordum, harika oldu. Ezgi’nin kitabını heyecanla kucakladım, Ayı Paddington’ı aldım ve en güzeli de Yalvaç Ural’la sohbet fırsatı buldum. Sel Yayıncılık’tan almak istediklerimi aldım, Metis Yayıncılığın setlerinden yine kaçamadım, Notos Kitap’ta mola verdim ve bu yılki okumalarımı aşağı yukarı şekillendirdim.

 

Ben çok seviyorum. Meraklı ve ilgili bakışlarına bayılıyorum. Bu telaşı, karmaşayı, çocukluğumda para biriktirip fuarda harcama alışkanlığımı hala sürdürmeyi, artık buna iki en sevdiğim insanı da katmayı. İyi ki var fuar, hep olsun.

***

Bu yazı ilk olarak BlogcuAnne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir