Bekar Anneler: Hepiniz Çetin Cevizsiniz!

0

Babamın evden gidişini izliyordum. Dokuz yaşındaydım. Babamın gizli ilişkisini konuştular, sonra annem garaja gitti ve arabaya oturdu. Elleri direksiyondaydı, ağlıyordu ve arabayı kullanmak istiyor fakat nereye gideceğini bilmiyor gibi görünüyordu. Bu arada babam spor çantasına kotlarını ve tişörtlerini doldurdu. En çok hatırladığım sesler arasında çarpan kapılar, hızlanmış adımlar, annemin nefes alışları, dolap kapaklarının kapanışı ve babamın arabayı çalıştırışı var. Sonra bir sessizlik oldu. Devamında cevaplanması zor bir sorunun ya da bir bardağın kırılışının geldiği türden bir sessizlik…

Bazen babamın eşyalarını topladığı ve annemin direksiyona yaslanıp ağladığı o anı düşünüyorum. Annemin o an bekar bir anne olduğunu fark ediyorum. Babam nafaka ödemedi. Pek gelip gitmedi. Annem hem anne hem de baba oldu. Benim yegane disiplin kaynağım, ödev yardımcım, maddi manevi destekçimdi. Okulda biri benimle uğraştığında sadece o vardı. Hastalandığımızda tüm gece başımızda bekleyen oydu. İki kardeş arasındaki tüm tartışmaların başında ve sonunda o vardı.

Yüzündeki şefkati, gücü ve kararlılığı hala hatırlıyorum. Gece beni uyuttuktan sonra, salonda ağladığını duyduğumu hatırlıyorum. O zamanlar neden ağladığını anlamazdım ama şimdi o anın, oturup düşünmek ve hissetmek için sahip olduğu tek zaman olduğunu anlıyorum.

Annem gündüzleri bir elektrik santralinde çalışır, akşamları da temizliğe giderdi. Yılbaşında Cumartesileri müzik dükkanında çalışırdı. Akşamları eve, boya bulaşmış pantolon ve tişörtle gelirdi. Bir kovada sarı eldivenler, diş fırçaları ve temizlik fırçaları olurdu. Parmakuçları tuvalet ovmaktan kırış kırış olurdu. Sonra çıkar ve bir dakika sonra santraldaki işi için lacivert elbisesini giymiş olurdu. İlk işi için evden çıkmadan önce beni okula göndermek için kalkardı ve akşam zamanı olmadıysa ödevlerimi kontrol ederdi.

Okulda ne zaman bir şey olsa, ki bu itiraf etmek isteyeceğimden de sık olurdu, işten çıkmak, okula gelmek ve öğretmenlerimle konuşmak durumunda kalırdı. Her defasında yüzünde o ifade olurdu; “bunun için zamanım olmadığını biliyorsun.” Ve o zaman bunu çok kişisel alırdım çünkü parçalanmış bir ailenin kızgın çocuğuydum. Alınırdım ve benim için zamanı olmadığını düşünürdüm. Şimdiyse “sana yardım edebilmek için yardımına ihtiyacım var” demek istediğini biliyorum. Ve böyle düşününce ne kadar çok şeyle uğraştığını fark ediyorum.

Çünkü aslında O da o televizyonlarda gördüğümüz anne oğul ilişkisini kurmak isterdi ama buna zamanı yoktu. Durumun zorluğu buydu. Fakat gerçekte, beni büyütmeye çalışırken feda ettiklerini izlerken ondan çok şey öğrendim.

Annemin ailemizi ayakta tutmak için yaptığı fedakarlıkları anlamam uzun zaman aldı. Fakat bekar annelerin gerçeği budur işte. Savaşçılar. Kendilerini adamışlar. Feleğin çemberinden geçmişler ve hayata devam ediyorlar. Yürümeye devam ediyorlar. Çocuklarından vazgeçmiyorlar çünkü sorumluluklarını, bağlılıklarını biliyorlar. Hiç yorulmadan çalışıp, iki kişilik iş yapıyorlar. Her bir gün ve sürekli tüm güçleriyle savaşıyorlar. Ta ki çocuklarının bir baba olsun ya da olmasın, düzgün birer insan olacaklarına emin olana dek…

Son zamanlarda bekar bir anne tarafından büyütülmenin deavantajları konusunda çokça konuşuluyor. Ben kendi adıma dürüstçe bekar annelerin çalışkanlığı ve azminin gördüğüm en hayranlık uyandırıcı şey olduğunu söyleyebilirim. Annem kendini bu şekilde adamasaydı, bir okul bitiremez, iş sahibi olamaz, evli ve kendini üç çocuğuna adamış bir baba olamazdım.

Ben fedakarlığın anlamını kendi bekar annemden öğrendim. Çok çalışmayı ve özverili olmayı… Ve annemin, babamın yokluğunda hiç yorulmadan çalışması bana bir ailede babanın ne kadar etkili olduğunu öğretti. Eşime bakıp, onun çocuklara bağlılığına saygı duymayı annemden öğrendim. Ve annemin gece ağladığı anları sıklıkla hatırladığımda, evliliğime emek vermem gerektiğini, çünkü ailemin bana ihtiyacı olduğunu ve babamın kendi ailesine yaptığı şeyi asla çocuklarıma ve karıma yapmayacağımı anlıyorum.

Ve sizler, bekar anneler… Canınız çıkana kadar çalışırken, azimle kendinizi adarken, sahip olduğunuz her şeyi diğer ebeveynin yokluğunda çocuklarınıza adarken; gerçekten çetin cevizsiniz. Zehir gibisiniz. Dünya sizin gibiler sayesinde dönüyor. Hepinize hayranım. Çünkü ben annem olmasaydı, bugün olduğum babanın yarısı bile olamazdım. Sizi görüyorum. Size saygı duyuyorum. Ve eminim çocuklarınız da öyle.

***

Yazının İngilizce orijinalini buradan okuyabilirsiniz. Bu çeviri ilk olarak BlogcuAnne.com‘da yayınlanmıştır.

Yorum yapılmamış

Bir Cevap Yazın

Bu yazı da ilginizi çekebilir

Uçsuz Bucaksız

Büyük oğlumun okulunda bir seminere katıldım birkaç hafta önce. Konuşmacı yetişkinlere bir zeka sorusu yöneltti ve süre verdi. Fakat kimsenin çözebilmesini beklemediğini, bunu düşünme becerileri ...